Ankara Psikolog

Psikolog Nedir?

Psikolog, insanların psikolojik sorunlarını çözmede, sorunlarının kaynağına inip, kişilerin sorunlarını kabullenmesini sağladıktan sonra onlara gerekli psikolojik tedavileri uygulayan uzmanlara verilen addır. Psikologlar, psikiyatristlerden farklı olarak hastalarına ilaçla tedavi öneremezler fakat ciddi psikolojik hastalıklarda psikologlar psikiyatristlerle birlikte çalışırlar. Psikologlar ve Pedagoglar tedavi ettiği yaş aralıklarına göre birbirlerinden ayrılırlar. Pedagoglar çocukların psikolojik sorunlarında uzmanlaşmış kişilerdir. Bununla birlikte, psikologların da aile terapisi, ergenlik dönemi sorunları, depresyon, kaygı bozuklukları gibi alt dallarda uzmanlaştıklarını söyleyebiliriz. Ülkemizde pek çok ilde olduğu gibi psikolog Ankara şehrinde de bulunabilecek bir hizmettir.

Ankara Psikolog Nasıl Bir Tedavi Yöntemi Uygulanır?

Psikologlar doktorların uyguladığı tedavi yöntemlerine benzer bir disiplin uygulamazlar. Psikologlara başvuran kişilerdeki sorunların tespitinde ve çözümünde belirli testler ve tedaviler uyguluyor olsalar da, bu yöntemlerin tıp doktorlarının uyguladığından oldukça farklı yöntemler olduklarını söyleyebiliriz. Ülkemizde tüm şehirlerde uygulanan psikoloji tedavileri Ankara psikolog merkezleri tarafından da benzer şekillerde ve yöntemlerle uygulanır carte de france.

Psikologlar hastanın hastalığının teşhisinde, hastayla düzenli yaptıkları seansları kullanırlar. Ülkemizde ve dünyada genelde kendi sorunlarının bilincinde olan hastalar, psikologlara başvurmakla birlikte, aileleri tarafından psikologlara götürülen hastalar da bulunmaktadır. Yaş aralığına da bağlı özel testlerin uygulanmasıyla ve hastanın psikolog tarafından incelenmesiyle, hastalığa ilişkin bir fikir sahibi olmak ve teşhis koymak mümkündür. Özellikle ciddi sorun haline gelmiş psikolojik hastalıkların kısa sürede kendini belli ettiğini söylemek de mümkündür. Depresyon belirtileri, anksiyete belirtileri, aile içi sorunlar ve diğer tüm sorunlar ciddi safhalara geldiğinde kısa sürede kendilerini belli eden sorunlardır. Psikologlarda büyük oranda bu sorunları ilk seansta anlarlar ve tedaviye başlarlar.

Psikologlar, insanların ve hayvanların davranış biçimlerini çalışmış kişiler oldukları için, hangi psikolojik soruna hangi bozukluğun yol açtığını ve tedavisinde kullanılacak yöntem ve adımların hangileri olduğunu da bilirler. Ülkemizde özellikle adı duyulmuş bir psikolog Ankara gibi bir şehirde daha rahat bulunabilir. Hastalar hastalık seviyelerine göre farklı şehirlerde farklı uzmanlara yönlendirile de bilirler.

Tedavi Süreci

Psikologların tedavi sürecinde bir psikiyatrist ile çalışmasında farklı tedavi yöntemleri uygulaması söz konusuyken, tek başına çalışması durumunda daha farklı bir tedavi yöntemi uygulanır. Bu noktada hastanın düzenli ilaç alma ihtiyacı varsa, psikolog ve psikiyatrist birlikte çalışırlar. Örneğin depresyon tedavisinde psikiyatrist hastaya anti-depresan türü ilaçlar verirken, psikolog ise hastaya bu durumdan kurtulması için önerilerde bulunur. Bu noktada hastalığın kaynağına inilmesi, hastayla belirli bir seviyede yakınlık bağı kurulması önemlidir. Psikologların temelde uyguladığı yöntemin de bu çerçevede gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Psikologlar hastalarıyla kurdukları bağı gizli tutmalarıyla da bilinirler. Bu bir hastanın psikoloğa başvurusunda güven duygusunu da arttırmaktadır. Pek çok kendi başvuran hastanın, sorununun bilincinde olma açısından tedaviye cevap verme hızı da oldukça yüksektir.

Kendi isteğiyle değil de, ailesinin teşvikleriyle psikologlara başvuran kişilerde ise hastanın, sorununun bilincine sahip hale getirilmesi, psikologların ilk hedeflerindendir.

Psikologlar daha sonraki tedavi sürecinde, hastalarına sorunlarını aşma ve daha sağlıklı bir birey olarak toplum içerisinde hayatına devam etme konusunda önerilerde bulunurlar. Düzenli olarak olumsuz şeyler yerine olumlu yönleri öğütlerler ve kişilerin alışkanlıklarında bazı değişiklikler yapma yollarına giderler. Örneğin pek çok kişinin hayatına düzenli bir hobi veya sporun katılmasını sağlayarak kişilerin depresyon gibi sorunlardan uzaklaşmalarını sağlarlar. Çok daha trajik sorunları olan hastalarda ise psikologlar düzenli olarak tedavi sağlarlar. Bu türden sorunları çözümünde düzenli olarak tedavi uygulanması ve kişilere mutlu bir hayatın yolunun açılması ancak psikolojik destekle söz konusudur.

Ülkemizde bir psikolog Ankara ve diğer şehirlerde depresyon tedavisinde genel olarak aşağıdaki adımları uygulayabilir:

Psikologlar Hangi Grupların Sorunlarına Çözüm Getirebilir?

Psikologlar her insanın ve alt grupların psikolojik sorunlarına çözüm bulmaya çalışan kişilerdir. Ergenlik döneminde içine kapanık olan, çocukluğunda ciddi travmalar yaşayan veya zeka geriliği olan kişiler, evlilik sürecinde ciddi sorunlar yaşayan ve aşmak isteyen kişiler, sınav stresini yenemeyen ve başarısı gitgide düşen kişiler, psikologların tedavi ettikleri gruplardan bazıları olarak gösterilebilir.

Çocukların ve ergenlerin tedavisinde pedagog olan bu alanda uzmanlaşmış kişilerin tedavi uygulaması daha yaygındır. Bununla birlikte bazı psikologlar cinsel sorunlarla ilgili uzmanlaşmış olabilirler. Toplumlarda yaygın görülen fakat üzerinde durulmayan cinsel sorunların çözümünde de psikologlar oldukça başarılı bir şekilde tedavi uygularlar. Psikolog Ankara gibi büyük şehirlerde tedavi uyguluyorsa bu türden sorunlarda daha başarılı olabilir. Çünkü küçük yerlerdeki hastanelerde böylesi sorunların çabuk yayılacağı düşüncesiyle kişiler hastanelere gitmek istemezler. Bu nedenle böylesi sorunları olan kişiler büyük şehirlere giderek sorunlarına çözüm arayışına girebilirler.

Toplumumuzda erkelerde ve kadınlarda en yaygın görülen cinsel sorunlardan birisi gerdek gecesi sorunudur. Gerdek gecesi toplumda çok özel bir yere koyulduğu için çiftler bu geceye tedirgin girebilmektedirler ve bu da başarısızlığa yol açmaktadır. Psikolojik cinsel sorunlar arasında, çocukluktan kaynaklanan pek çok problem de yer alabilir. Kişilerin kendi vücutlarını beğenmemeleri ve sınırlı bir özgüvene sahip olmaları da cinsellik sırasında karşılarına sorun olarak çıkabilmektedir. Psikologların tüm bu sorunların çözümünde kişilerin güvenini kazanarak çözüm yolları önerdiğini, telkinlerde bulunduğunu ve kaygılardan ve korkulardan kurtulma yollarını gösterdiğini söyleyebiliriz.

Ailelerde ise psikologlar hem çiftler arasındaki ilişkiye hem de onların çocuklarına davranış biçimlerine yönelik tedaviler uygularlar. Çiftlerin ilişkide üstelerine düşeni yapması ve beraber bir uyum içerisinde mutlu şekilde yaşama konusunda destek sağlarlar.

Psikologlar bu türden tedavilerin yanı sıra uyuşturucu veya alkol sorunu yaşayan kişilere toplu terapiler de uygulayabilirler. Zaman zaman gençlere veya çocuklara toplu terapi uygulayan sorunları ve psikolojik hastalıkların çözümlerinde birlikte tedavi görme ve dayanışma duygusunu kullanan psikologlar da bulunmaktadır.

Psikolog Nasıl Olmalı ve Ne Yapmalı?

Genelde günümüzde bakıldığında en çok merak edilen konuların başında da hiç kuşkusuz psikolog nasıl olmalı ve sorunlar yaşayan insana nasıl yaklaşım sergilemesi gerektiği üzerinde önemle durulmaktadır. Fakat sinirli, analitik düşünen ve sabırsız kişiler karşı tarafın istediği enerjiyi veremez ve sorunların çözümünü de ne yazık ki bir türlü sağlayamaz. Bunun için iyi bir psikolog vasfına sahip olabilmek için kişinin iyi niyetli ve en önemlisi de sabırlı olması gerekir. Çünkü psikolog olmak diğer meslek dallarına oranla daha zordur. Herkes kolay kolay psikolog olupta bu işi yapamaz. Bunun bilincinde olan kişinin de nasıl davranması gerektiğini bilmesi ve o şekilde davranması gerekmektedir.

Psikolog İnsana Nasıl Yardımcı Olmakta?

Düşündüğümüz de hayatımız da neden psikolog hizmeti var ve neden ihtiyaç duyarız aslında ince bir konu olarak ön plana çıkıyor. İnsanlar yalnızca psikologları dertten kurtarıcı olarak görmemesi gerekiyor. Çünkü psikologlar yalnızca üzgün anlarınız da değil en mutlu anlarınız da bile sizlere en iyi güvenilir ve doğru yolları gösteren kişiler olarak karşımıza çıkmaktadır. Tecrübeli nitelikli ve en önemlisi de işinin ehli olan bir psikolog karşısında ki insanı anlayarak yardımcı olmaya çalışır. Moral bozukluğu, hastalık, can sıkıntısı, depresyon, uyuyamama, stres gibi aklınıza gelebilecek her türlü sorunlarınız da psikolog insana yardımcı olarak destek vermeye çalışır. Fakat ülkemizde psikologlara gitmeyi bir hastalık olarak gören ya da işe yaramayacağını aklına kazımış insanların pek çoğu da psikolog insana nasıl yardımcı olur düşünmeden olumsuz yöne kayıyor.

Psikoloji ve Psikiyatri Arasında ki En Temel Farklar Nelerdir?

Son dönemlerde kafaları en çok kurcalamayı başaran soruların başında ise psikoloji ve psikiyatri arasında ki fark geliyor. Her ne kadar aynı anlamlara tekabül etmiş olsalar da birbirlerinden ayrılan bir başka yönleri de bulunmaktadır. Genelde psikoloji ruh anlamına gelen ve ruhsal sorunlarla ilişkili olan bir terim olarak ön plana çıkarken diğer yandan psikiyatri ise daha çok tıbbi tedavi yöntemlerini ele alan bir daldır. Her ikisi de aslında insanın ruh anatomisini ve ruhsal hastalıklarını ele alan bir kavram olsa da ayrıştırdıkları bir takım yerlerde olabiliyor. Ülkemizde hep psikoloji ve psikiyatri oldukça fazla karıştırılan aynı olduğu düşünülen iki terim dalları arasında yer alıyor.

Ankara Psikolog Fiyatları Nedir?
Psikolog ihtiyaçları olan kişiler psikoloğa gitmeyi hem zaman hem de maliyet açısından bir kayıp olarak görmemeleri gerekmektedir. En uygun fiyatlı yollarla verilen destekle beraber kısa zaman içerisinde hayata pozitif bakmanız ve tüm sorunlarınızı da rafa kaldırmanız profesyonel ve iyi bir psikolog aracılığı ile son derece mümkün olacaktır. Bu sebeple imkanı olan herkesin bu yola yönelerek kendisini rahatlatması gerekiyor.

En İyi Ankara Psikolog Doktorları

İyi bir psikoloğun tedavi sürecindeki katkısının büyüklüğü yadsınamaz. Psikologlar uzun süreli psikolojik tedaviler uygulayan, günümüzde çocuklardan, çiftlere, depresyonda olan kişilerden, ailevi sorunlar yaşayan kişilere kadar çok sayıda kişiyi psikolojik olarak tedavi eden kişilerdir. Günümüzde kişilerin psikolojik tedavi almalarının önemi her geçen gün daha da iyi anlaşılmaktadır. Çiftler aralarındaki sorunlara zaman zaman uzman bir bakış açısına ihtiyaç duyabilirler. Çocukların zorlu ve tutuk bir döneminde de psikologların bakış açıları ve tedavi yöntemlerinin büyük katkısı vardır.
İyi bir psikolog ise hastalarında kalıcı tedaviler uygulayabilir. Bu tabi ki sorunların tekrardan canlanamayacağı anlamına gelmez fakat benzer sorunlar ciddi şekilde yaşanmadığı sürece başarılı psikologların hastaları üzerinde uyguladıkları tedavilerin kalıcı olduklarını söyleyebiliriz.

Hayatlarımızda yaşadığımız zorluklara karşı verdiğimiz tepkiler kişiden kişiye göre değişir. Dönem dönem bazı sorunlarla iyi başa çıkabilirken, başka bir zamanda bu sorunların bizleri aşırı yorması da söz konusudur. Öyle bir hale geliriz ki, daha önce benzer sorunlarla nasıl başa çıktığımızı dahi unutabiliriz. Böylesi durumlarda bir Psikologdan, psikolojik destek ve yardım almak büyük önem taşır. Psikologlar bizlere gerekli tedavi yöntemlerini uygulayarak yardımcı olacaklardır. Uzun süreçte çok daha sağlıklı bir hayata sahip olmamızda bizlere yardım edeceklerdir.

Türkiye’de son yıllarda çok iyi psikologların yetiştiğini ve hizmet vermeye başladığını söyleyebiliriz. Bunlardan belki de en önemlilerinden bazıları Ankara’da yer alır. Sizler için Ankara’daki en iyi psikologların bir listesini çıkardık.

Fatma Kırımlı Taşkın
Günümüz Türkiye’sinde pek çok kaygı oluşturacak durum söz konusudur. Bunların başında sınav kaygısı gelir. Hem gençler hem de belirli bir yaşa gelmiş kişiler hayatlarının her dönemlerinde girmek zorunda oldukları sınavlar yüzünden büyük kaygılar yaşarlar. İşte Fatma Kırımlı Taşkın bu kaygıların farkında olan ve bu sorunlarla başa çıkmak için hastalarına yaklaşımı en iyi olan psikologlardan birisidir. Yüksek Lisans eğitiminin ergenler üzerinde tamamlayan psikolog özellikle ergenlerin sınav süreçlerinde yaşadıkları problemlere yönelik başarılı destekler vermektedir. Psikolog ayrıca boşanmış aileler ve çocuklarının yaşadığı zorluklar hakkında da yıllar içinde uzmanlaşarak danışmanlık hizmetlerini arttırmıştır.

Adres: Bahçelievler Mahallesi. 7. Cadde Numara 24, 3. Kat, Çankaya- Ankara

Telefon: 0532 696 23 07

Şükran Pelin Balcı

Şükran Pelin Balcı özellikle çift terapisinde uzmanlaşmış ve bu alanda psikolojik destek sürecini yoğunlaştırmış bir psikologdur. Çiftlerin günümüzde yaşadığı sorunların başında evlilik öncesinde birbirlerini yeteri miktarda tanıyamama kaynaklı sorunlar gelmektedir. Günümüzde çiftler birbirlerini yeterince tanımadan evlenme kararı aldıkları için evliliklerinin ilerleyen dönemlerinde ciddi sorunlar yaşayabilmektedir. Psikolog Pelin Balcı hastalarına eşit mesafede yaklaşan ve onların sorunlarını çözme sürecinde onlara gerekli tüm desteği sağlayan bir psikologdur.
Pelin Balcı, çiftlerin gereksinimlerini bildiği ve incelediği kadar, diğer psikolojik sorunlarda da uzmanlaşmıştır.

Çocuklara ve kişilere yönelik depresyon ve anti sosyallik gibi sorunlarda da danışmanlık ve destek hizmetleri veren Pelin Balcı, katıldığı eğitimlerle ve konferanslarla bilgisini ve tecrübesini de her geçen gün arttıran bir psikologdur.

Adres: Eski Edirne Asfaltı, Numara 208, 2. Kat, Gaziosmanpaşa- Ankara

Telefon: 0312 609 05 55

Deniz Cebekan

Deniz Cebekan pek çok alanda psikolojik destek veren Ankara’nın en iyi psikologlarından birisidir. Çocuk ve ergenler konusunda uzmanlaşmış doktor, kişisel psikolojik sorunlarda da gerekli tüm psikolojik destek sürecini sağlamaktadır. Evlilik öncesi danışmanlık ve cinsel sorunlar konusunda da psikolojik destek veren Deniz Cebekan, hastalarına büyük bir hassasiyetle yaklaşır.
Cinsel konularda sorunları olan kişilerin günümüzde bu sorunlarını görmezden geldiklerini ve içlerine atarak daha da büyüttüklerini görüyoruz.

Bir psikoloğun konudaki uzman yaklaşımınınsa sorunların büyümeden çözüme kavuşmasında ve ciddi hastalıklara dönüşmemesinde büyük önemi vardır. Özellikle cinsel sorunların büyümesi ve uzun süre devam etmesi kişilerde özgüven eksikliğine yol açmakta bu da insanların hayatlarında sürekli olarak başarısızlıkla karşılaşmasına etken olmaktadır. Cinsel sorunlar günümüzde pek çok nedenden kaynaklanabilir. Cinsel sorunların kaynağı ailevi sorunlar olabileceği gibi, bu sorunlar kişilerin zamanla kendilerini herhangi bir konuda yetersiz görmelerinden de kaynaklanabilir. Böylesi durumlarda psikologların bakış açılarının kişilere büyük katkısı vardır.

Kişiler cinsel sorunlar yaşamaları ve bundan çok utanmaları halinde mutlaka psikoloğa gitmelidirler. Bu sayede zamanla bu sorunlarından kurtularak daha sağlıklı bireylere dönüşebilirler. Deniz Cebekan’ın bu türden sorunlar konusunda oldukça iyi çözümler ürettiğini ve hastalarına uzun süreçte pratik destekler sağladığını biliyoruz.

Adres: Meşrutiyet Caddesi, Sema Han 11 Numara/20 Kızılay-Ankara

Telefon: 0312 417 72 30

Mehmet Basri Çelik

Mehmet Basri Çelik özellikle tramva yaşamış kişilerin Psikolojileri konusunda uzmanlaşmış bir psikologdur. Psikolojide en zor tedavilerden birinin tramva yaşayan kişiler için gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Travma yaşayan kişilerde durum kararlı hale geldiği için bu türden hastalıkların tedavisi de bir hayli zordur. Travma yaşamak demek kişinin başından çok ciddi bir olay geçmesi ve kişinin bu sorunla baş edememesi demektir.

Bu türden sorunlar yaşayan kişilerin belirli bir süre izole kalmaları ve psikoloğa görünmemeleri sorunlarını azaltmaz aksine daha da büyütür. Bu nedenle travmatik bir problem yaşayan kişilerin olabildiğince kısa bir sürede psikoloğa görünmesi gerekir. Bu noktada kişinin ailesine ve dostlarına büyük pay düşmektedir. Çünkü kişiler kendilerinin travma yaşadığını ve psikoloğa görünmeleri gerektiğini idrak edemezler.

Mehmet Basri Çelik bu konuda çok sayıda çalışma yapmış ve tecrübeli bir isimdir. Travma yaşamış kişilerin yanı sıra hayatın anlamsızlığı içerisinde kaybolan ve tepkisiz hale gelen insanların tedavisinde de Psikolog Mehmet Basri Çelik olumlu sonuçlar almaktadır. Psikoloji süreçlerinin uzun süreçler olduklarını ve kısa sürede çözümlerin mümkün olmadığını hatırlatalım.

Psikiyatri Kimdir?

Psikiyatri bir tıp bilimi dalıdır ve hastalara teşhis koyulması, hastaların ruhsal ve zihinsel sorunlarının düzeltilmesi konularında tedavi sağlayan doktorlara psikiyatr denilir. Birçok Ankara psikiyatri doktoru bulunmaktadır ve Ankara’da hastalarının psikolojik sorunlarını çözmeye çalışmaktadırlar.

Psikiyatristler madde kullanımı konusu da dahil olmak üzere, zihinsel sağlık konusunda uzmanlaşmış kişilerdir. Hem fiziksel hem de psikolojik danışmanlık olarak hastaları inceleme konusunda uzmanlaşmış kişilerdir de.

Psikiyatri hastaları panik atak, korkutucu halüsinasyonlar, sesler duyma veya intihar etme eğilim gibi sorunlara tedavi uygulayabildikleri gibi, daha uzun süreli hissedilen aşırı üzüntü, umutsuzluk veya tedirginlik hali gibi kişilerin günlük yaşamına olumsuz etkiyen sorunların tedavisi için de çalışabilirler.

Psikiyatrlar çok sayıda tedavi yöntemi uygulayabilirler – bunlar arasında çeşitli psikoterapi ilaçlarının yanı sıra, hastalarla görüşmelerin yapıldığı psikolojik değerlendirmeler yoluyla tedaviler veya elektroşok tedavisi gibi tedaviler de uygulanabilir.

Günümüzde hastalarla görüşerek ve çeşitli testler uygulanarak yapılan tedavi kısmını daha çok psikologların yürüttüğünü görüyoruz. Psikologlar, psikiyatr ile birlikte çalıştıkları durumlarda hastalara çeşitli testler uygulayarak ve seanslar yaparak tedavi sürecine dahil olabilirler. Bu noktada psikologlar hastaların zihinsel veya duygusal sorunlarına çözüm bulmak için çalışırlar. Kişinin hayatına sağlıklı devam etmesini engelleyen semptomlar gerek psikologlar gerekse de psikiyatri doktorları tarafından elimine edilmeye çalışılır. Kişilerin hastalığına bağlı olarak tedavi süreci 1 – 2 seans sürebileceği gibi, birkaç hafta veya yıllar boyunca da devam edebilir. Her iki branşın da kişilere tek, ailecek veya toplu gruplar halinde seanslar uygulaması da söz konusudur.

Psikoloji ve Psikiyatri Arasındaki Farklar Nelerdir?
Psikoloji ile Psikiyatri dallarının birbirinden keskin şekilde ayrıldığı çok fazla konu olmadığını, zaman zaman birbirlerine paralel olarak destek şeklinde ortak çalışma yürüttüklerini söyleyebiliriz. Psikolog ve Psikiyatr arasındaki temel farklardan birisinin ise üniversite okuma türünde olduğunu söylemek mümkündür. Fen Edebiyat fakültelerine 4 yıllık bir psikoloji eğitimi tamamlayan kişiler, Psikolog olurlarken, psikiyatr olabilmek için tıp eğitiminin ardından, psikiyatri alanında uzmanlaşmak gerekmektedir. Bu noktada Psikologlar sadece gözlem, testler ve telkin yoluyla hastalarına tedavi uygularlarken, psikiyatrlar hastalarının tedavisinde ilaç da kullanabilirler. Ayrıca daha çok psikolojik sorunları ilerlemiş ve ciddi ve kalıcı rahatsızlıkları oluşmuş kişiler ilaç tedavisine ihtiyaç duydukları için, bu kişiler psikiyatri alanında tedavi görürler. Psikiyatrların devam ettirdiği ilaç tedavisine ek olarak psikologların uyguladığı yöntemlerin de kişilerin tedavisinde önemli bir payı olduğunu söyleyebiliriz.

Psikoterapi Nedir?

Psikoterapi, psikolojik sorunların Psikologlar veya Psikiyatristler tarafından çözülme yöntemlerine verilen addır. Psikoterapinin birden fazla yöntemi bulunmaktadır. Bazı psikoterapistler, kişilerin davranışlarını veya öğretilmiş alışkanlıklarını değiştirme konusunda onlara yardım ederlerken, bazıları geçmiş ilişkilerinin ve deneyimlerin günümüzdeki davranışlara olan etkilerini keşfetmede yardımcı olurlar. Bazı psikoterapistler ise kişilerin sorunlarının çözümünde daha özel yollar tercih ederler. Kavramsal davranış terapisi hedefe yönelik bir tedavi şeklidir ve sorunların çözümüne odaklanır. Psikanaliz ise bireylere uygulanan şiddetli bir psikoterapi yöntemidir ve bu yöntemde uzun yıllar içerisinde sık seanslara ihtiyaç duyulur.

Psikiyatride Kullanılan İlaçlar

Psikiyatri süresince kullanılan ilaçların yüksek kan basıncı veya şeker hastalığının çözümünde kullanılan ilaçlara benzer yapıda olduğunu söylemek mümkündür. Teşhis sonrası psikiyatristler gerekli gördükleri ilaç tedavilerini hastalarına uygulayabilirler. Daha önce de belirttiğimiz gibi psikologlar ilaç tedavisi uygulayamazlar. Psikiyatrik ilaçlar beyinde meydana geldiği düşünülen kimyasal dengesizlikleri düzeltmek amacıyla verilirler.

İlaç Sınıfları

Antidepresanlar – Panik atak, depresyon, anksiyete ve yeme bozuklukları gibi hastalıkların tedavisinde kullanılırlar.

Antipsikotik ilaçlar – Halüsinasyon, şizofreni ve bipolar hastalık gibi sorunların tedavisinde kullanılırlar

Yatıştırıcılar ve Anksiyolitikler – Anksiyete ve uykusuzluk gibi sorunların tedavisinde kullanılırlar.

Sakinleştiriciler – Bipolar hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Uyarıcılar – Dikkat eksikliği hastalıklarında kullanılırlar.

Pedagog Kimdir?

Pedagog çocukların psikolojik sorunlarını inceleyen ve çözüm bulmaya çalışan psikologlara verilen addır. Çocukluk çağı insanların problemlerle baş etme konusunda en kırılgan olduğu dönemdir. Bu nedenle çocuklar, yetişkin kişilere göre çevrelerindeki sorunlardan çok daha şiddetli şekilde etkilenirler. Böylesi durumlarda bir psikolog yerine, çocukların psikolojik sorunları konusunda uzmanlaşmış kişiler olan pedagogların tedavi uygulaması daha sağlıklı olacaktır. Bazı psikologların hem çocuklar hem de yetişkinlerin bazı sorunları üzerinde uzmanlaşmış kişiler olduklarını da söyleyebiliriz.

Ülkemizde pek çok şehirde olduğu gibi başkent Ankara pedagog hizmeti konusunda da başarılı bir şehirdir. Günümüzde pek çok kişi, çocuklarının zihinleri ile ilgili sorunlarında büyük şehirlerde bulunan iyi pedagoglara başvurmaktadırlar.

Pedagogların Uzmanlık Alanları Nelerdir?

Pedagoglar hemen hemen her yaştan çocukların ve gençlerin sorunlarında uzmanlaşmış kişilerdir. Buna çözümü daha kolay sorunlar arasında olan sınav stresi yaşayan, ergenliği şiddetli geçen gençler, okulda veya diğer ortamlarda, diğer çocuklarla iletişimi zayıf olan çocuklar gösterilebileceği gibi, çözümü daha zor olan ve düzenli terapi gerektiren sorunlar arasında ise, cinsel istismara uğramış ve düzenli şiddet gören çocuklar veya gençler gösterilebilir. Pedagoglar bu bağlamda gençlerin ve çocukların tüm zihinsel sorunlarına çözüm bulmaya çalışan uzmanlardır diyebiliriz.

Çocuklar ve gençler yetişkin kişilere göre ulaşılması biraz daha zor oldukları için, pedagogların uyguladıkları yöntemler de psikolojiye nazaran bir miktar daha farklıdır. Pedagoglar, çocuklar ve gençler üzerinde testler uygulayarak sorunun kaynağına inmeye çalışabilirler. Bu uzmanlar gerekli görmeleri halinde grup terapileri düzenleyerek çocukların kendileri gibi sorun yaşayan kişileri gözlemlemelerini ve çözüme bu şekilde ulaşmalarını da sağlayabilirler.

Pedagojide çocuklarla ve gençlerle sağlıklı bir iletişim kurabilmenin önemi büyüktür. Pedagoglar hastalarıyla kurdukları bağın onların tekrar eski sağlıklı hallerine veya sorunlarından büyük oranda kurtulmuş hallerine dönebilmeleri için karşılıklı kurulan iletişimin önemini bilirler. Pedagoglar aile içinde şiddet gören çocukların tedavisinde aile fertleri ile de görüşerek soruna çözüm arayışına girebilirler.

İyi Bir Pedagog Nasıl Olur?

Her ne kadar psikologlar ve pedagoglar genel olarak insan psikolojisi ve sorunları üzerine eğitim almış kişiler olsalar da, zihin ile ilgili sorunların pek çok alt dalı bulunduğu için, pedagoglarda bu alt dallarda uzmanlaşan kişilerdir. Örneğin bir pedagog sınav stresi veya aile içi şiddet konularında terapide uzmanlaşırken, başka bir pedagog ise gençlerde ergenlik dönemi sorunlarında uzmanlaşmıştır. Bu nedenle iyi bir pedagogun alanında uzmanlaşmış ve başarılı bir kişi olduğunu söylemek mümkündür.

Tecrübinin de pedagogun iyi olarak nitelenmesinde payı büyüktür. Pek çok gencin veya çocuğun belirli bir sorununa ilişkin başaralı sonuçlar almış bir pedagog iyi bir pedagog olarak değerlendirilebilir. Bu noktada pedagogun kaç yıldır bu işi yaptığının değil kaç kişiyi tedavi ettiğinin veya kaç kişinin tedavisinde beklenen başarıya ulaşamadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Tabi pedagoglar ve psikologlar hakkında böylesi bilgiler hasta – psikolog arasındaki gizlilik gereği çok fazla dışarı sızan bilgiler değildirler. Yine de günümüzde Ankara pedagog klinikleri gibi belirli şehirlerde belirli pedagog ve psikologların önerildiğini görmekteyiz.

Pedagogların Uyguladıkları Testler Nelerdir?

Pegagoglar çocuklara çok sayıda zeka testi uygulayabilirler. Burada amaç çocukların zihin performanslarının ideal şekilde çalışıp çalışmadığının kontrolüdür. Zeka testlerinin yanı sıra çocuklarda dil gelişimini ölçmek amacıyla uygulanan testler, okula hazır olup olmadığını belirlemek için yapılan testler, dikkat eksikliği olup olmadığını anlamak amacıyla uygulanan testler gibi çok sayıda test uygulanabilir. Testler sırasında çocuklara resimler çizdirilir ve onlarla çeşitli oyunlar oynanır.

Panik Atak Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

Panik atak kişilerde dalga dalga oluşan ani anksiyete ve korku halidir. Panik atak sırasında kalbiniz çok hızlı atar ve nefes alamazsınız. Delireceğinizi veya öleceğinizi sanırsınız. Tedavi edilmediği sürece panik atak sorunu düzenli panik hastalığına ve diğer psikolojik sorunlara dönüşebilmektedir. Bu hastalık kişilerde normal sayılabilecek aktiviteleri dahi yapmak istememe gibi bir duruma da yol açabilmektedir. Bununla birlikte panik atak sorunu çözümü olan bir sorundur ve ne kadar kısa sürede yardım alırsanız o kadar kısa sürede sağlığınıza kavuşursunuz. Tedavi sayesinde panik semptomlarını azaltabilir ve hayatınızın kontrolünü tekrar elinize alabilirsiniz.

Panik Atağı Anlamak

Pek çok durumda panik atak hiçbir uyarı yapmadan, birden bire ortaya çıkan bir sorundur. Pek çok durumda atağın gerçekleşme nedenine ilişkin ortada elle tutulur bir açıklama yoktur. Uyku sırasında veya sakin bir döneminizde de gerçekleşebilir.

Panik atak tek bir sefer gerçekleşen bir şey olabileceği gibi, bu sorunu arka arkaya birkaç sefer yaşayan kişiler de bulunmaktadır. Tekrarlanan panik ataklar ise daha önce panik atak yaşanan durumun tekrardan yaşanması halinde gerçekleşebilir. Bu durumlara örnek olarak bir köprünün geçilmesi esnası veya toplum karşısında yapılan bir konuşma gösterilebilir. Genelde paniğe neden olan durumlar tehlike altında hissedilen ve bu durumdan kurtulunamadığı durumlardır.

Bazı kişiler bir veya birden çok panik atak geçirebilirler buna rağmen hem çok sağlıklı hem de çok mutlu bir hayat yaşıyor da olabilirler. Panik atak sorunu bazı hastalıkların göstergesi olarak da ortaya çıkabilmektedir. Bunlar arasında düzenli panik bozukluğu, sosyal fobi veya depresyon gösterilebilir. Atağa neyin yol açtığından bağımsız olarak, panik atak tedavi edilebilen bir hastalıktır. Çok sayıda efektif tedavi ve uyum sağlama strateji sayesinde panik atak hastalarının semptomlarla baş etmeleri söz konusudur.

Panik Atak Yaşadığınıza Dair Göstergeler ve Semptomlar
Panik atak genelde evinizde olmadığınız zamanlarda karşınıza çıkar. Bununla birlikte her zaman her yerde oluşabilecek bir sorun olduğunu da ekleyelim. Bir mağazada alışveriş yaparken, caddede yürürken, araba kullanırken veya evde koltukta otururken panik atak geçirebilirsiniz.

Panik atak semptomları ansızın gelişirler ve yaklaşık 10 dakika içerisinde maksimum seviyeye ulaşırlar. Çoğu panik atak 20 dakika ile 30 dakika arasında biter ve çok nadiren 1 saatten fazla sürerler.

Tam gelişim göstermiş bir panik atak aşağıdaki semptomların bir kombinasyonunu gösterecek şekilde ortaya çıkar:

Panik atak ayrıca bazı kişilerde bir hastalığın uzantısı olarak da ortaya çıkabilir. Bu nedenle panik atak semptomları gösteren kişilerin mutlaka doktora görünmelerinde fayda vardır.

Psikolojik Testler

Psikolojik testler kişinin ruh halinin belirlenmesinde önemli ip uçları verir. Psikiyatristlerin kullandığı testler özel olarak seçilmiş testlerdir. Bu testleri cevaplayan hastalar hakkında detaylı bilgi alınmaktadır. Doktor hastanın iç dünyası ile birebir ilişkiye girmek ve araştırma yapmak istediği için, testleri cevaplarken kesinlikle insanların bizzat kendilerine yalan söylememesi gerekir. Bir yalan, içeride bir direnç oluşturur. Her bir yalan bir insanın özüne giden yolda yeni bir direnç oluşturur. Bu direnç bazen yüze de yansır. Bu yansıma insanın yalan söylemesinin doğal bir davranış olmadığının en güzel kanıtıdır. Söz gelimi birden bire öfkelenen birinin yüzünde meydana gelen somurtkan çatık kaşlı ifade hem bakanlarda hem de kişinin kendisinde “içten kopma, özden kopma içerideki benden kopma olayını” meydana getirir.

Kişi kendi özüyle çatışmaya girer. Sinirlenmek yalan söylemek, birilerine kötülük yapma eğilimi gibi negatif tüm durumlar insanın özüne ters durumlardır. Yalan söylemeyi alışkanlık haline getiren insanlarda yavaş yavaş içten kopuş gerçekleşir ve bir noktada zirve yapar. Kişi yalan söylemede profesyonel olur ama en değerli hazinesini kaybetmiş olur. Onun hayatında gerçeklerle yalanlar birbirine karışır. Kendi kendine yalan söyleme raddesine gelmiş insan, çok kötü durumdadır. Bu kötü durum ruh hali hakkındadır.

Dışarıdaki dünyada lüks içinde keyif sürebilir gibi görünebilir. Ama bu tip insanlar kendi iç alemlerinde korkunç bir yalnızlık korku içinde olurlar. Yunus Emre’nin bahsettiği “ bir ben var, benden içeru!” sözündeki “Ben” ile bağlantı kesildiğinde, insanın yaşamında depresyon, şizofreni, delilik cinnet her türlü kötü durum kolayca yer edebilir. O nedenle insanları bunalıma iten, depresyona iten asıl nedenleri araştırırken, aslında insanın en büyük ıstırabının sahte yaşama tutunması gerçeği ortaya çıkar. İnsan sahte yaşama odaklıdır. Gerçek ise çoğu insanı korkutur.

Gerçek nedir?

Gerçek veya gizemli sufilerin sürekli üzerinde durduğu hakikat, bin yıllardır araştırıldı ve bir sonuca varılamadı. Bunun nedeni ise yapay olan ve sonradan geliştirdiğimiz zihnimizle, gerçeği bulma çabasına girmemizdi. Gerçek, mantık ve zihin yolu ile keşfedilemez. Çünkü gerçeğin bir sınırı hududu ispat edilme isteği ve menfaati yoktur. Ama sahte olan her zaman çırpınır de dolambaçlı yollara başvurur. Zihnin tüm çalışma prensipleri çıkar hesapları üzerinedir. Sahteleşmeye yüz tutmuş insan, en basit eylem olan selamlaşmayı bile bir menfaat beklediği için yapar. Aile, çevre arkadaş ilişkileri dahi bir çıkar hesabı üzerine kuruludur. Böyle bir insanın gerçeği bulması ve mutlak huzura ermesi imkansızdır.

Depresyon bunalım stres kaygı korku gibi yapay tüm durumların nedeni sahte yaşam biçimini içselleştirmiş olmamızdır. Bir anne, çocuğunu severken yine beklenti içindedir. Onu büyütecektir ve yaşlandığında kendisine bakacak bir dayanak olmasını isteyecektir. Anne sevgisi bile bütün sevgiler arasında en kutsal sevgi olarak bilinir. Oysa o sevgi bile mutlak sevgi değildir. Mutlak sevgi, hiçbir karşılık beklenmeden, insanın doğasından geldiği saf haliyle sevmek ve bu sevgiden katıksız mutluluk ve huzur duymaktır. Severken, huzur duyacağım beklentisine bile yer yoktur. Bu beklenti bile sevginin saflığını bozacaktır. Böyle seven bir insan, dünyadaki tüm insanları sever. Dahası etrafındakileri de sever. Çünkü bir düşünürün dediği gibi,” insanların genelini sevmek kolaydır, seviyorum dersiniz ve bu yüzeyseldir. Ama birine odaklanmak ve onu gerçekten sevmek çok zordur!”

Bu bilgelik, beraberinde başka erdemleri de getirir. Dünyanın gerçekten geçici ve boş bir oyalanma alanı olduğu gerçeğini kavramak ayrı bir şeydir, bir vaazda ya da toplantıda bu sözü duymak ayrı bir şeydir.

Bilmek ve gerçekten idrak etmek ayrı bir şeydir, kulaktan dolma bilgilerle hafızada bu sözü beslemek ayrı bir şeydir.

Psikolojik Testler

Pozitif bilim her ne kadar kendi sahasını aşsa da manevi dünyaların iç alemlerini ruhları incelemek ve nesnel platforma çekmek ister. Bunun için bilinçaltına inme çalışmaları Tâ Freud zamanından beri gelişerek ilerliyor. Freud ve arkadaşları, insanların söylediklerine değil söylemediklerine odaklanarak işe başladılar ve psikanalizin temel taşlarını bu yöntemle inşa ettiler. İnsanların, dış dünyada yaşadıklarına değil, iç alemde neler hissettikleri ile ilgilenirlerdi. Bunun için rüyaların gerçeği daha çok yansıtacağına inanırlardır. Kişi gerçek hayatta gerçekleştiremediği her şeyi rüyalarında gerçekleştirmektedir. Eğer istediğiniz her şeyi gerçekleştirebiliyorsanız rüya görmemeniz gerekir. Çünkü içinizde, ruhunuzu kemiren herhangi bir arzu gücünün tahribatı yoktur.

Çekilme, dinlenme rahatlama ve özgürleşme alanı olan rüya alanında görülenler, gerçek hayatta arzulanan ve engellenen şeylerdir. O nedenle rüya alemi çok ciddiye alınan ve ruh hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir yoldu. Halil Cibran’ın dediği gibi, “ Zenginlerin düşleri, fakirlerinkinden daha renkli ve ihtişamlı değildir!” Dünyada insanların isteklerine ve arzularına engel olan şeylerin hiç biri rüya aleminde yoktur. Orası özgürce at koşturulabilecek bir alandır. Rahatlama ve dengeleme alanıdır. Bu nedenle psikolojik testler yapılırken profesyonelce hazırlanmış sorular aslında bu alanla iletişim kurmaya dayalıdır.

Psikoloji testleri, yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi, psikolojik rahatsızlıkları olumsuzlukları tespit etmeye ve ruh halini ortaya çıkarmaya odaklı testlerdir. Örneğin, depresyonda olduğu düşünülen bir hastaya şöyle bir test uygulanabilir:

Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

İyi
Kötü
Çok kötü*
Hayat hakkında ne gibi planlarınız /umutlarınız var?

Hiçbir planım yok*
Birçok planım var
Başarılı biri misiniz?

Evet Çok başarılıyım
Hayır hiçbir konuda başarılı değilim*
Hangi Aktivitelerden zevk alırsınız?

Sinema izleme
Fiziksel Spor yapma
Zihin Jimnastiği
Arkadaş ortamlarında bulunmak
Tek başıma kalmak ve insanlardan uzaklaşmak*
Sohbet etmekten hoşlandığınız kişiler kimlerdir?

Ailem
Kız arkadaşım
Eşim
İş arkadaşlarım
Yalnızlığı çok seviyorum*
Birkaç resim gösterilerek bu resimlerdeki ortak yanın bulunması istenebilir. Dikkat ve konsantrasyon ölçülür.

Kendinizi seviyor musunuz?

Kendimi çok seviyorum
Kendimi sevmiyorum*
Çalışma performansınızda ve motivasyonunuzda bir değişim var mı?

Hayır, çok üretkenim ve motivasyonum tam
Evet, feci şekilde düşüş gösterdi. Son …. Zamanda…*
Son zamanlarda nasıl rüyalar görürsünüz?

Hatırlamıyorum
Çok güzel rüyalar görüyorum
Kabuslar görüyorum*
Beslenme alışkanlığınızda bir değişim var mı?

Son derece sağlıklı besleniyorum
Bu aralar çok tıkınmaya başladım.*
Bu aralar hiç yemek yiyemiyorum.*
İntihar eden insanları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Güçlü bir sebepleri olmalı.*
Onları yeterince güçlü bulmuyorum.
Yakın zamanda bir sevdiğinizi ya da bir yakınınızı kaybettiniz mi?

Evet, yakınım olan……… kaybettim*
Hayır, hiçbir sevdiğimi ya da yakınımı kaybetmedim.
Uykusuzluk çekiyor musunuz?

Evet, hiç uyanmak istemiyorum*
Hayır günde yeterli uykumu alırım
Hayır, hiç uyuyamıyorum.*
Çalışıyor musunuz?

Hayır, işsizim ve iş aramıyorum*
Hayır, ama iş arıyorum yakında bulacağım
Evet, iyi bir işim var
Geleceğe Nasıl Bakıyorsunuz?

Gelecekle ilgili hiç iyi şeyler sezinlemiyorum*
Gelecekle ilgili çok planım var hepsini gerçekleştirmek istiyorum.
Sizi En Çok neler Eğlendirir?

Sinema
Sosyal aktiviteler
Ailem ve çocuklarım
Arkadaşlarım
Eğlenecek bir şey bulamıyorum*
Son günlerde çok güldüğünüz bir olay var mı?

Evet bir film izlemiştim
Bir arkadaşımın anlattığı bir anı
Hayır uzun zamandır hiçbir şeye gülemiyorum*
Görüldüğü gibi bu test basit bir depresyon testidir. Soruların sorulma nedeni, depresyonun tespiti içindir. Yıldızlı işaretlenen cevapların çoğunlukta olması kişinin depresyona girdiğini veya girmek üzere olduğunu tespit etmede yardımcı olabilir.

Depresyonla Kendi kendine Mücadele

İnsanlar hiçbir doktora gitmeden de kendi başlarına depresyonun üstesinden gelebilirler. Zaman ve sabır birçok olumsuzluğun felaketin ilacıdır. Kendini gerçekten toparlamak istemek ve yeni bir başlangıç yapmak isteği varsa, kişi kolayca depresyonun üstesinden gelebilir. Bunun için hayat hakkındaki düşüncelerini ve hayata bakış penceresini değiştirmelidir. Çünkü eski düşünceler ve bakış açısının kişiyi sürüklediği nokta depresyon olmuştur ve yeni bir açıya ihtiyaç vardır. Bununla birlikte akli melekelerini kaybetmiş olan insanlar için içsel sorgulama ve değerlendirme söz konusu olamayacağı için tıbbi yardım şarttır.

Depresyon Nedir?

Zaman zaman İnsanlar kendilerini mutsuz hissedebilirler fakat Bu mutsuzluk çeşitli nedenlere bağlı olarak süreklilik arz ederse bu durum onarılması gereken psikolojik bir rahatsızlığa yol açar. Genellikle işini kaybeden sevdiğini kaybeden ailesini veya bir yakınını veya bir dostunu kaybeden veya büyük miktarlarda para kaybeden insanlarda oluşan bir durum olarak depresyon tedavi edilebilir psikolojik bir rahatsızlıktır. Üzüntü durumunun gittikçe uzaması fizyolojik değil ruh sağlığı ile ilgili bir sorundur. Depresyonu İnsanlar kendi kendilerine tedavi edebilecekleri gibi Bir uzman psikiyatri yardımı alarak Daha Hızlı ve kolay bir şekilde tedavi olabilirler. Depresyon tedavisine başlamadan önce bir psikolog ile görüşmenizi tavsiye ederiz. Psikolog gerek görürse sizi bir psikiyatriste yönlendirir ve gerekli ilaçlar ve telkinler belirlenir.

Depresyon Nedenleri Nelerdir?

Depresyonun mutlaka bir nedeninin olması gerekli değildir. Bazı insanlardan durup dururken depresyon gerçekleşebilir. Rutin bir yaşam bile depresyona neden olabilir. Bütün insanların bilinci altında saklı bulunan ve en büyük korku olan ölüm korkusuyla ilişkilendirilen diğer bütün korkulardan biri veya birkaçı yüzeye çıkarsa bu bile insanın depresyona girmesine neden olabilir. Stresli ve sevilmeyen bir işte çalışmak zorunda olmak da depresyon nedeni olabilir. Hasta iş yapamayacak kadar bunalımda hissediyorsa depresyonun ağırlaştığı söylenebilir. Depresyondaki kişi ne yaparsa yapsın sürekli mutsuzdur, sevdiklerinden çevresinden insanlardan uzaklaşmak ister.Aşırı miktarda alkol veya sigaraya yönelebilir kendini sürekli olarak çaresiz hissetmek manevi olarak içinde bir boşluk hissetmek Keder, bir noktaya odaklanma zorluğu, hafıza kaybı cinsel isteksizlik sosyal ilişkilerde kopukluk hayata tutunmak için herhangi bir enerjinin olmaması aşırı uyuma veya uykusuzluk iştahta daha belirgin bir artış ya da iştah kapanması ve tüm bunlara bağlı olarak fiziksel sorunlar olan baş ağrısı boyun ağrısı gibi çeşitli ağrılarda depresyon nedenleridir.

Depresyonun Belirgin Özellikleri Nelerdir?

Depresyonun en belirgin özelliği iştah kaybı veya iştah artması olarak kendini gösterir kişi ya yemekten tamamen kesilir ya da bir şeyleri dişleme içgüdüsüyle hareket ederek bir şekilde kendini rahatlatmak için sürekli bir şeyler yeme ihtiyacı hissedebilir. Bu durum kilo artışına ve ek sağlık sorunlarına yol açar. Bu özellikler belirgin özelliklerdir. İkinci olarak sürekli üzgün durmak hiçbir şeyden keyif alamamak işe konsantre olamamak insanlardan uzaklaşmak alkol ve uyuşturucu kullanımı depresyonun çok belirgin özellikleri olabilir. İntihar girişiminde bulunan insanlarda mutlaka depresyon vardır. Ama her depresyon hastası mutlaka intihar girişiminde bulunacak diye bir kural yoktur denilebilir.

Çünkü dünyadan hiçbir zevk alamayan insan bir müddet sonra bu dünyada neden yaşadığını sorgulamaya başlar. Elle tutulur bir cevap bulamayacağı için yaşamasının gerekli olmadığı gibi yanlış bir kanıya vararak intihar girişiminde bulunabilir. Dünyada neden var olduğumuz sorusu binlerce yıldır filozoflar düşünürler, sufiler tarafından sürekli sorgulanmıştır ve herkesin bulduğu cevap farklı olmuştur. En kabul gören yanıt ise, hayatın herhangi bir anlamının olmadığı, ve kişinin bembeyaz bir sayfa ile hayatı bizzat kendisinin anlamlandırması gerektiği görüşüdür. Bu bağlamda insan kendi kaderini kendisi çizer. Bu da insana sorumluluk yükler. Yaşanılan hayattan memnun olmamak ve suçu aileye çevreye insanlara ya da Tanrı’ya atmak hiçbir çözüm sunmadığı gibi işleri daha da zorlaştırır. Hayatımızı bizzat bizim seçip belirlediğimiz gerçeğini kavramaya başlarsak, hayatımızın sorumluluğunu üstümüze alabilir ve değiştirmek için gerekli gücü ve enerjiyi oluşturabiliriz. Bu farkındalığa sahip insanlarda depresyon yoktur. Onlar başlarına ne gelirse gelsin, kendi elleriyle yaptıkları işler yüzünden bu sonuçların doğduğunu bilirler. Yöntem değiştirerek sonuçları da değiştirirler.

Çok Gelişmiş Ülkelerde Depresyon

İlginçtir çok gelişmiş ülkelerde insanların refahı mutluluğu yaşam konforu yaşam kalitesi sürekli artmaktadır, fakat insanlar çok gelişmiş ülkelerde gittikçe yalnızlaşmaktadırlar.

Yapılan istatistikler çok gelişmiş ülkelerde özellikle Amerika’da depresyon oranının yüzde 30lara vardığını gösteriyor. Bu da demektir ki her üç kişiden birinde depresyon vardır. Depresyonun ağır bir vaka olup olmaması derecelendirmeye göredir. İnsanlar hala psikiyatristlere başvurmaktan veya sorunlarına çözüm aramaktan çekinmektedirler. Özellikle ülkemizde psikiyatriste gitmek bazı çevrelerce ayıp bile karşılanmaktadır.

Depresyon Tedavisi

Psikiyatristlerin yaptığı depresyon tedavisi pozitif telkinler ve ilaç verme yöntemi ile olmaktadır. Depresyon tedavisi sürecinde alınan ilaçlar kişiyi rahatlatır ve sakinleştirir. Bazı çevrelerin yanlış algısı şudur; “depresyon ilaçları alışkanlık yapar!” Bu yargı yanlıştır zira hiçbir anti depresif ilaç alışkanlık yapmaz. Bu yargının oluşmasının nedeni, tedavinin yarıda kesilmesi ve en başa dönülmesidir. Böylece hasta, ilaç almadığında kendini kötü hisseder, ilaca bağımlı olduğunu düşünür. Oysa tedavi, hasta kendini iyi hissetse bile belirlenen programa göre kesilmeden sürdürülmelidir.